Biz Kimiz


HİKAYEMİZ

MühendisArı bizim kendimizi bulma hikayemizdir aslında. Arıcılık bizim hem tutkumuz hem de geçim kaynağımızdı. Dedem (Halis'in dedesi) Türkiye'de ilk gezginci arıcılarından. Babam (Remzi amca) daha ilkokul yıllarında babasıyla Tunceli dağlarına arıcılık için gitmiş. Biz kendimizi bildik bileli bahçemizde hep arı kovanı vardı. (Babam arı kovanlarını yükleyip gurbete gittiği zaman ben haritada " arıyanı" diye bir yer bulmaya çalışırdım, ne kadar uzağa gittiğini ölçmek için .

Lise yıllarımızda tanışıp dost olduk aslında. Bizimkisi doğal bir ortaklıktı. Çünkü hayattan aynı şeyleri bekliyorduk. Geçmiş gelecek hedefler, hayat amacımız her şey aynıydı sanki. Daha 15 yaşında yazılı olmayan kurallar ortaklığı kurmuştuk. Harçlıklarımızı birleştirip beraber harcardık.:) Mühendis olacaktık :) Yazları babama (Halis'in babası arıcılığa devam ediyordu) yardım için sezona göre Erzurum, Bitlis yaylarına arı çiftliğimize gidip yardım etmeye, harçlığımızı kazanmaya çalışırken, doğal mühendislerle tanışınca başladı gerçek hikayemiz. Hem geçimimize katkıda bulunmanın gururunu yaşarken hem de farkında olmadan arıların arıcılığın bizde bir tutkuya dönüşmesine sebep olan mücizevi dünyalarını doğal mühendisliklerini keşfediyorduk.

Sonra arıcılığa ara vermeden mühendislik eğitimine başladık. ( Halis, İstanbul Üniversitesi Endüstri Mühendisliği - Tayfun,Kocaeli Üniversitesi. Bilgisayar Mühendisliği). Bu süreçte arıcılığın zorlukları hep aklımıza takılırdı. Çözümler aradık. Üretimin ve sektörün zorluklarına sürekli çözüm aramaktan kendimizi alıkoyamazdık. Ve kendi işimi kurma arzusu, girişimcilik, insanlığa faydalı bir şey yapmak, çocuk yaşlardan beri zaten hayalimizdi.

Lise yıllarından itibaren biz başarılı olmayı kafaya koymuştuk. 2014 yılında üniversitenin son yılında İstanbul'da okurken (babamdan/Remzi amcadan) aldığımız arılarla arılığımızı kurmuştuk bile. Okul yıllarında arılardan geçimimizi sağlıyorduk. 2014 haziran ayında doğayla ve doğal Mühendislerle baş başa bal hasadı yaparken bir anda arıcılığa değer katalım dedik. Bir anda yılların getirdiği arıcılık birikimi bize Türkiye'nin en büyük, en modern arıcılık sistemini kurmayı aklımıza düşürdü. En kaliteliyi en verimli yöntemle üretelim ve bu arıcılık sistemine herkesi dahil edelim, Türkiye'nin arıcısı olalım dedik. Ve o an tek sermayemiz mühendisliğimiz ve arılarımızdı. Evet arıcılık yapacaktık. Herkesin mecburiyetten yaptığı kimsenin evladına tavsiye etmediği arıcılığa biz mühendis olarak devam edecektik . Herkes bize olmaz yapmayın mesleğinizi Mühendisliğinizi yapın diyordu. Ama biz inanmıştık. Arıcılık çok değerli bir meslekti ve hakettiği değere kavuşmalıydı. 

Bir isim bulmalıydık. Çünkü artık işimizi bulmuştuk. İsim eksikti. İsmimizi bulmamız hiç zor olmadı aslında. Bir yanda mühendislik mesleği ve bir yanda doğal mühendis olan arılarımız varken ismimiz MühendisArı dan başka bir şey olamazdı.